OLMADI MUHSİN BAŞKAN

OLMADI MUHSİN BAŞKAN

 
Televizyonlarda bir haber; Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopteri düşmüş, yaralıymış. Alışmıştık O’nun kaza haberlerine gene sağ salim atlattı dedik. Ama öyle olmadı. Bu sefer olmadı. Be sefer son seferdi. Ve uçmağa vararak, özlediği Sonsuzluğun Sahibi’ne ulaştı.

Başbuğ’la, ağabeylerimizle başladı dava yolculuğuna, sonra yollar ayrıldı. Aynı çatı altında olmasak da ülkü birdi. Çünkü gönüldaştık. Ayrı çatı altında aynı ülküyü güttük.

Dava adamıydı. Ülkü için türlü cefalar çekti. Zindanlara girdi, işkencelere maruz kaldı. Yıldırılamadı, yılmadı.

Liderlik vâsıflarına haizdi. Siyaset denen çetrefilli işi temiz ahlâkıyla, dürüstlüğüyle milleti için yapıyordu. Milletinin dertleriyle dertleniyor, sevinçleriyle seviniyordu.

Alperendi. Türk-İslâm sentezini kişiliğinde birleştirmiş; Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüman’dı.

Milletiyle hemhâldı. Bunun için çalışıyor, koşturuyordu. Derdini anlatıyor. Çözümler buluyordu. Yozgat’a nümayişe yetişmek için ilk defa helikoptere bindi. Ve helikopteri seciyesi kadar yüksek karlı dağlara düştü. Devleti milletiyle bir oldu, O’nu aradı. Tam 48 saat, 300 milyonluk dev bir millet O’nun vücudu ile bir üşüdü ve en son haberle yüreği yandı.

Olmadı Başkan, daha yapılacak işler vardı. Esir Türk ellerinin azatlığını gördük, beraber Turan’ı kurup diğer Türk ellerini de azatlığa kavuşturacaktık. Bizi yolun yarısında bıraktın.

Şimdi ağlasın Ülkücüler, Alperenler ve 300 milyonluk dev millet; kutlu bir evladı ve ülkü devi uçmağa vardı.

Şimdi karşılıyorlar O’nu cennetteki otağlarında İki Cihan Efendisi (s.a.v.) ve Sultan Alparslan’la Başbuğ Alparslan. O da diz vurup boyun keserek mukabele ediyor, onlara.

Üşüyorum

Bir coşku var içimde bugün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi, süzülüyorum
Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum
Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum...

(Muhsin Yazıcıoğlu)

Türk-İslâm Âleminin Başı Sağolsun.

Abdullah Karahisarlı

(27 Mart 2009)

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !